Peki biz kimiz … )

“d’Azur Hotels” grubuna ait otel ve evlerin ev sahipleri biz Ebru ve Özgür Tolunay yıllarca İstanbul ve Paris’te kurumsal firmalarda çalıştıktan sonra hayallerimizi gerçekleştirmek üzere Alaçatı’ya yerleşip otelimizi açtık.

Azur’un evi anlamına gelen otelimizin adı bir tanecik evladımızın adından gelmektedir.

Aynı zamanda bir gezgin olan bizler, dünyada adım atmadığımız yer kalmaması amacı ile çıktığımız her yolculuktan, yaşadığımız tecrübelerden ve tanıştığımız insanlardan ilham almaktayız. Uzaklardan getirdiğimiz tatlar ve eşyalarla dolu otelimizde kedilerimiz, köpeğimiz, dostlarımız ve misafirlerimizle beraber kocaman bir aileyiz…

Not: Gezi yazılarımızı Blog menüsünden ve instagram hesabımızdan takip edebilirsiniz…

https://www.instagram.com/ozgur.tolunay/

Otellerimizin Mimari Yapısı … )

Maison d’Azur

İki karşılıklı taş evden oluşan Maison d’Azur diğer birçok Alaçatı taş evleri gibi 19.yüzyılın sonlarında Hacı Memiş Ağa’nın çalışmaları için köye getirilen Rum işçiler tarafından inşaa edilmiştir. Yapımı sırasında Balanbaka dağından çıkan yöreye özgü açık renkli, yumuşak taşlar ve çimento yerine kullanılan özel harçlar kullanılmıştır. Bu nedenle binalar , kışın sıcağı, yazın ise soğuğu hapsetmektedir.  İki katlı ve cumbalı olan yapılar aslına uygun olarak günümüzde restorasyon görmüştür.

Alt kat duvarları üst katlara nazaran daha kalın tasarlanmış olmasının sebebi , alt katların depo ve hayvan barındırmak , üst katların ise yaşam alanı olarak kullanılmasındandır.

Meydan d’Azur

Bugünkü Alaçatı mahallesinde 20.yüzyılın başlarında Türk bir aile tarafından inşa edilen yapı, Tamamıyla Türk mimarisi ile tasarlanmıştır. Yapımından sonra binanın arka bahçesi tütünlük , ön cephesi ise hayvan barındırmak , üst kat ise yaşam alanı olarak kullanılmıştır. Cumba yerine terası olan yapı günümüzde aslına uygun olarak restorasyon görmüştür.

Rue d’Azur

Tıpkı Maison d’Azur gibi 19.yüzyılın sonlarında Hacı Memiş Ağa’nın çalışmaları için köye getirilen Rum işçiler tarafından inşaa edilmiştir. Yapımı sırasında Balanbaka dağından çıkan yöreye özgü açık renkli, yumuşak taşlar ve çimento yerine kullanılan özel harçlar kullanılmıştır. Bu nedenle bina , kışın sıcağı, yazın ise soğuğu hapsetmektedir.  Küçük bir avlusu da bulunan bina iki katlı ve cumbalıdır.

Alt kat duvarları üst katlara nazaran daha kalın tasarlanmış olmasının sebebi , alt katların depo ve hayvan barındırmak , üst katların ise yaşam alanı olarak kullanılmasındandır.